P ile kelimeler
Bu harfte toplam 482 kelime var. Sozlukteki toplam madde sayisi: 11461.
- pabuçmasa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti
- padavraKöknar ve ladin ağaçlarından elde edilen ve çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta
- pagodaGeniş yenli bir çeşit gömlek
- pahadeğer, fiyat, kıymet, eder
- pahalanmakPahalı duruma gelmek, fiyatı artmak.
- pahalıfiyatı yüksek olan, ucuz karşıtı
- paketkağıt v.b. şeylerle sarılarak sicim, kurdele v.b. ile bağlanan, içinde bir veya birçok şeyler bulunan, elde taşınabilir büyüklükteki nesne, eşya
- paketlemekbir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak
- palaağzı enli, ortası geniş, uca doğru daralan kalın, kısa ve ağır kılıç
- paladyumatom numarası 46, yoğunluğu 11,4 olan, 1500 °C'de eriyen, tel durumuna getirilebilen, başlıca özelliği hidrojeni soğurmak olan çok sert bir element (simgesi Pd)
- palamarGemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat.
- palamutuskumrugillerden, ortalama 1 veya 2 kg gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, peçuta adlarını alan, kılçıksız ve pulsuz balık, sivri
- palanGenellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan kaşsız, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer.
- palangaBir halatla,makaralardan meydana gelen,ağır cisimleri kaldırmaya,sağa sola döndürmeye yarayan alet.
- palankaAğaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar, kalecik, küçük kale
- palasLüks otel veya apartman
- palavrainanılması zor ve yüksekten atarak söylenen söz
- palazKaz, ördek, güvercin gibi bazı kuşların pilici
- palazlanmak[Kaz, ördek vb. yavrusu için] Büyümek, semirip irileşmek.
- paletRessamların, üzerinde boya karıştırdıkları, tahta, porselen veya çiniden yapılan levha
- palikaryaYunan delikanlısı.
- palindromTersten okunuşu da aynı olan cümle, sözcük ve sayılara verilen ad.
- palmiyepalmiyegillerden olan ağaçların genel adı
- paltosoğuk havalarda elbise üzerine giyilen, kalın kumaştan yapılmış giyecek, üstenek
- palyatifHastalık belirtilerini hafifletme amacıyla uygulanan
- palyaçoseyircileri eğlendirmek için ilginç kıyafetler giyerek soytarılık ve numaralar yapan, komik hikayeler anlatan kişi
- pamukebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimliolan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi
- pamuksuPamuk benzeri maddeden yapılmış.
- pamukçuPamuk yetiştiren veya satan kimse.
- panayırBelli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşme birimlerinde kurulan, sergi niteliğini de taşıyan büyük pazar
- pancarıspanakgillerden, vitamince zengin bitki, (Beta vulgaris subsp.) ve bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü
- pancarcıPancar yetiştiren veya satan kimse.
- pancarcılıkPancar yetiştirme veya satma işi.
- pandaEtçillerden, Avustralya ile Himalaya ormanlarında yaşayan, tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde, karnı, bacakları kara, postu beğenilen bir hayvan.
- pandeistPandeizm görüşüne sahip kişi
- pandeizmPanteizmin deistik, deizmin panteistik formudur. Tüm tanrıcılık
- pandemiDünya geneline yayılmış epidemi.
- pandispanyaUna, yumurta ve şeker katılarak yapılan bir çeşit yumuşak pasta
- paneldinleyiciler önünde, bir konuşmacı grupla, daha çok sosyal veya siyasi bir konuyu tartışmak üzere düzenlenen toplantı
- panendeistPanendeizm görüşüne sahip kişi.
- panenteizmKâinat'ın kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak da ilk hareket ettirici olan Tanrı'nın Kâinat ve tüm varlıkları özünden yarattığını ve Kâinat'a aşkın, Kâinat'ın şuurunda mutlak ve değişmez bir varlık olarak hâkim olduğu inancı.
- panikBir topluluğu tesiri altına alan asılsız ve ansızın gelen dehşet duygusu, büyük korku; büyük telaş
- paniklemekPaniğe kapılmak
- pankartToplantı veya gösteri yürüyüşlerinde taşınan, üzerinde bilgi verici veya benimsenen gayeyi birkaç kelime ile açıklayıcı sözler bulunan, karton, branda veya bez afiş üzerine yapılan baskı veya yazı türüne pankart denir.
- panoÜzerine bildiri, açıklama veya tanıtma kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha.
- panoramaYüksek bir yerden görülen geniş manzara
- panseksüellikCinsel yönelimleri veya cinsiyetleri fark etmeksizin tüm insanlara cinsel, duygusal ve romantik ilgi duyma durumu.
- pansiyonBütünü veya bir bölümü sürekli veya belli bir zaman için kiraya verilen, isteğe göre yemek de veren ev
- panteizmTanrı ile Kâinat'ı bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin genel adı.
- panteonYunanlı ve Romalıların en büyük tapınaklarına verdikleri ad
- pantografBir biçimi büyülterek veya küçülterek kopya etmek için kullanılan kollu, eklemli bir tür cetvel, tıpkıçizer
- pantolonbel seviyesinden bileklere kadar uzanan iki bacak için ayrı bölümleri olan elbise
- panzehirBir zehirin etkisini önleyen veya yok eden madde
- papakBir tür şapka.
- paparaziÜnlülerin habersizce çekilmiş, onları güç durumda bırakacak özellikteki fotoğrafları
- papatyaBirleşikgillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki; yoğurt çiçeği, .
- papazHristiyan din adamı, peder
- papağanpapağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı, dudu
- papelLiralık kâğıt para
- papirüsNil sahillerinde biten ve eski zamanlarda işlenerek kağıt gibi kullanılan bir çeşit saz
- papyonKelebek şeklinde ve bir çengel ile veya boyna bağlanarak yakaya tutturulan bir kravat türü
- paradevletçe bastırılan, üzerinde kıymeti yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
- parabolbir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri
- paradoksAykırı düşünce.
- parafYalnız baş harflerle yazılan kısa imza
- paragrafdüzyazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler.
- paralaksFarklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
- paralelAynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen; koşut, muvazi, mütevazi
- paralelkenarKarşılıklı kenarları paralel olan dörtgen.
- paralıpara karşılığında
- paramparçaPek çok parçaya ayrılmış, parça parça olmuş.
- paranoyaDüzenli ve sürekli sabuklamaların, kuşku ve bilinçsiz suçluluk duygularının yoğun olduğu bir çıldırı türü, yansıtımca
- parantezkonunun dışında kalan söz ve yazı
- parasızpara verilmeksizin, bedavadan, bedava
- parasızlıkParasız olma durumu
- paratonerYıldırımsavar
- paravanMenteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde
- paravana"Tuvalet masası paravana ile yatak odasından ayrılmıştı."- P. Safa.
- parazitradyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı
- paraçolSaçak, cumba gibi yapı çıkmalarının altına konulan eğri veya düz destek demiri
- paraşütHava taşıtından, yüksek bir yerden atılan bir cismin veyahut atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç
- pardon"Özür dilerim, affedersiniz" anlamlarında kullanılan bir söz.
- pardösüSerin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
- pareparça, kısım
- parkBir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe
- parkeKonut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçalarının veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılan döşeme
- parlakparlayan, ışıldayan, ışık saçan
- parlaklıkparlak olma durumu, revnak
- parlamentobaşlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler, yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı
- parlatmaParlatmak işi
- parlatmakBir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak.
- parlatıcıparlatma özelligi olan madde, cila
- parmakinsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
- parmaklamakParmakla yemek; parmakla dokunmak
- parmaklıkdik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya korkuluk
- parodiCiddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki yaratan bir oyun türü
- parolaAskerlerin veya gizli derneklerin toplantılarına katılan kimselerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz
- parpaKalkan balığının yavrusu
- parskedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan, leopar, panter, pelenk
- parsekParalaksı 1 olan bir gökcisminin uzaklığına karşılık gelen uzaklık ölçü birimi
- parselİmar kanunlarına göre ayrılıp sınırlanmış arazi parçası
- partibazı oyunlarda defa/kez/kere
- partisyonBir orkestra eserinde bölümlerin bütününü içine alan nota defteri
- partnerTakım arkadaşı.
- parçaBir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey; pare
- parçacıkparçanın küçültmesi: küçük parça, kırıntı, partikül
- parçalamaparçalamak işi
- parçalamakparçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek
- parçalanmaParçalanmak işi
- parçalanmakparçalama işine konu olmak parçalara ayrılmak, paralanmak
- parçalatmakParçalamak işini yaptırmak
- parıldamak:ışık sacmak ışık almak
- parıltı:parlaklar parıldama ışık aydınlık
- parıltılı:parıldayan parlaklıgı olan ışıltı...
- parşömenYazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri, tirşe
- passu içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde
- pasajİçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı
- pasaportYabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge.
- pasifedilgen çatı
- pasifleştirmekEtkisiz duruma getirmek
- pasiflikPasif olma durumu.
- paslanmakÜzerinde pas oluşmak
- paslıÜzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış:
- pastaİçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı; gato
- pastaneİçinde pasta satılan, oturularak veya ayakta pasta yenilen yer
- pastilgenellikle boğaz enfeksiyonlarına karşı ağızda emilerek kullanılan ilâç
- pastörizeÖzel aletlerde 750 C ye kadar ısıtılarak birdenbire soğutulmak yoluyla, içindeki mikropları öldürülmüş olan (süt, bira vb)
- pastırmatuz, çemen, kırmızı biber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılan yiyecek
- patYassı, basık.
- patatespatlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bitki ve bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastaca zengin, yenebilen bitki anatomisiları
- patavatsızSözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen.
- patennuz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı
- pati(kedi, köpek için) Ön ayak
- patikaltı yumuşak deriden genelde üstten bağlı küçük çocuk ayakkabısı
- patikaEngebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak
- patlakPatlamış yer.
- patlamapatlamak işi
- patlamaknesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek
- patlatmakPatlamak işine yol açmak
- patlayıcıpatlama özelliği olan (madde)
- patlıcanPatlıcangillerden, Hindistan kökenli, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki.
- patolojiHastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı.
- patozHarman dövme makinesi
- patrikDoğu ve ortodoks kiliselerinin başkanına verilen ad
- patrikhanePatriğin görev yaptığı bina
- patriklikPatrik olma durumu
- patronsözü geçen paralı kişi
- patırtıpat pat çıkan sesin adı
- paydabayağı kesirlerde bütünün kaç eşit parçaya bölündüğünü gösteren sayı
- paydosişi veya çalışmayı geçici olarak bırakma, ara verme, dinlenme; istirahat
- paylamapaylamak işi, azar, azarlama, tekdir, tevbih, papara, saparta
- paylamakbirine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak
- paylaşmakaralarında bölüşmek, pay etmek, üleşmek
- paylaştırmaPaylaştırmak işi.
- paylaşımPaylaşma işi
- pazarsatıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
- pazarlamapazarlamak işi.
- pazarlamak:Malı satacak uygun piyasa bulmak ,malı piyasaya ulasmak.
- pazarlık:Bir alış verişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek gayesiyle yaptıkları görüşme.
- pazartesiHaftanın pazardan sonra ve salıdan önce gelen ilk günü.
- pazıIspanakgillerden yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yaban pancarı, yabani ıspanak (Beta vulgaris varcicla)
- paçapantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm
- paçavraEskimiş bez veya kumaş parçası, çaput
- paçavracıPaçavra toplayıp satan kimse.
- paçozKefal türünden bir balık
- paşaCumhuriyet döneminde general
- paşalıkPaşa unvanı veya paşa olma durumu
- paşmakAyakkabı bağı
- pep harfinin adı
- pedkadınların âdet dönemlerinde kullandıkları kişisel bakım ürünü
- pedagojieğitim bilimi
- pedalayak ile bastırılan kaldıraç, ayaklık
- pediatrikÇocuk hastalıkları ile ilgili
- pedofiliYetişkinlerin henüz cinsel olgunluğa ulaşmamış kişilere (çocuklara) duydukları erotik ve cinsel ilgi.
- pedofobiçocuklardan korkma
- pedolojiÇocuk bilimi
- pedolojikÇocuk bilimsei
- pehlivanboylu boslu ve güçlü kimse
- pejoratifAşağılayıcı, kötüleyici; küçük düşürücü
- pekgereken, beklenen veya alışılmış olandan çok
- pekiştirmekkatılaştırmak, sertleştirmek
- pekmezGenellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi; akıt
- pekmezciPekmez yapan veya satan kimse
- pekmezliPekmezi olan veya içinde pekmez bulunan
- peksimetPişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek; galeta
- pekâlâBenzerlerinden aşağı olmayan.
- pelerinOmuzlardan aşağı inen, geniş, kolsuz bir çeşit giyecek, üstlük
- pelikanpelikangillerden pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri su kuşu türlerinin ortak adı, kaşıkçı kuşu (Pelecanus onocrotalus), kutan
- pelinBirleşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, kokulu bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki; pelin otu, acı pelin, akpelin
- pelitMeşe ağacı
- peltenişasta ,şeker ve su karışımın pişirilerek sogutulmasıyla yapılan bir çeşit tatlı.
- peltekKonuşurken kekeleyen kimse.
- pelüşBir yüzü uzun yumuşak ve parlak tüylü kadifeye benzer bir kumaş
- pembeKırmızı ve beyazın karışımından ortaya çıkan renk
- pembemsirengi pembeye yakın olan ,pembeye çalan
- penaTelli sazları çalmaya yarayan kemik boynuz gibi maddelerden yapılan araç, mızrap, tezene
- penaltıFutbolda bir oyuncunun kendi ceza alanı içinde rakip oyuncuya kural dışı hareket yapması durumunda, ceza olarak topun kalecinin koruduğu kaleye belirli bir noktadan atılması
- pencereyapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık
- penguenpenguengillerden, Güney Kutbu'nda yaşayan, sırtı kara, göğsü ak, iyi yüzen, deniz hayvanlarıyla beslenen kısa kanatlı deniz kuşu, karabat.
- peniserkeklik organı
- penisilinMantarlardan elde edilen bir tür antibiyotik
- pençeyırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
- pençelemekPençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak
- perakendemalların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı.
- perdegörüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
- perdeciPerde satan veya diken kimse
- peremeBordası çok kavisli, ön ve kıç tarafları yüksek, gondola benzeyen, yakın sahillerde yük ve hayvan taşımacılığında kullanılan bir kayık; peleme.
- peremeciPereme kullanan veya yapan kimse
- perendeHavada çark gibi dönerek atılan takla.
- pereseDuvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi
- performansBir görev veya fonksiyonu yerine getirme düzeyi
- pergelyay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç, yayçizer
- perhizBir ihtiyaçtan dolayı yemek yerken seçmek.
- peridoğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık
- perinedış dudaklar ile anüs arasında yer alan vücut bölgesi
- peritonitkarın zarı yangısı
- periyotPeriyodik hareketlerde bir salınımın süre aralığı
- perişandağınık, düzensiz, karmakarışık
- perkloroetilentetrakloroetilenin yaygın ismi
- permiYazılı izin belgesi
- permütasyonHer sembolün sadece bir veya birkaç defa kullanıldığı sıralı dizi
- permütasyonlupermütasyon içeren
- permütasyonsuzpermütasyon içermeyen
- peronOtobüs terminallerinde aracın yanaştığı, yolcuların inip binmesine yarayan bölüm
- personelbir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü
- pertdeğersizleşme, zarar
- peruktakma saç, peruka
- pervaneliPervanesi olan
- pervanesizPervanesi olmayan
- pervasızçekinmesiz
- pervâneGölge eden, yaver
- perçemBaşlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı.
- perçemliPerçemi, kâkülü olan
- perçinİki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu
- perşembehaftanın çarşambadan sonra ve cumadan gelen dördüncü günü, cuma akşamı
- peshafif, yavaş sesle söylenen, pest, ince karşıtı, kalın
- peskütanyoğurdun az un ile pişirilmesiyle hazırlanan kışlık içecek
- pestilİnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi; bastık
- pestisitZararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlar
- petekarıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu ve bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı
- petrolYoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ; yer yağı, neft
- petunyaÇeşitli renklerde çiçek açan, kokulu bir süs bitkisi
- peybir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası
- peydaBelli, açık
- peydahlamakGenellikle istenmeyen şeyler edinmek.
- peyderpeyYavaş yavaş, azar azar, günden güne, kısım kısım, peyâpey
- peygamberdevesisıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm boyunda, düz kanatlı, çok obur bir böcek türü
- peygamberlikPeygamber olma hâli
- peynirMaya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin
- peynirciPeynir yapan veya satan kimse.
- peynirliİçine peynir konulmuş
- peynirsizİçine peynir konulmamış.
- pezevenkGizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse; dümbük, godoş, muhabbet tellalı, kavat, astik, dasnik, alfons
- peçeteyemekte giysiyi korumak, ağız silmek için kullanılan ince, yumuşak kâğıt veya kumaş parçası
- peşintoptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot
- peşkirGenellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu:
- peştamalHamamda örtünmek için kullanılan ince dokuma.
- pideMayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek.
- pijamaYatmadan önce giyilen elbiseye verilen isim
- pikapArka kısmında yük için düz bir alanı olan kamyonet türü
- piknikKırda yenen yemek
- pikselSayısal imgelemede, ekranın gösterilebilen en küçük ögesi, ya da imgenin denetlenebilen en küçük birimi.
- pilKimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç; batarya.
- pilakiİçine soğan, sarımsak, fasulye, maydanoz ve havuç gibi maLzeme katılarak yapılan zeytİnyağlı yemek
- pilavgenellikle pirinç, bulgur ve kuskustan yapılan yemek
- piliçtavuğunu küçüğü; erginleşmemış tavuk veya horoz piyiç gibi: genç ve alımlı, güzel (kız)
- pilonKule biçiminde ayak, madenî direk
- pilotBir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse; tayyareci, uçman, uçucu.
- pimİç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi
- pin. Toprağı kuyu gibi kazıp üstünü çalı çırpı ile örterek yapılan ve yeni doğmuş kuzuları soğuktan korumaya yarayan yer, yuva.
- pinhanGizli, saklı, gizlenmiş.
- pintiAşırı derecede cimri
- pipetsıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru
- pipierkeğin cinsel organı
- pipoucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa çubuk çeklindeki tütün içme aleti
- pirkoca, ihtiyar, yaşlı kimse
- pirahengömlek, iç gömlegi,*pirehen.
- piramitTepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram
- pirepireler takımında, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek
- pirinçbuğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bitki ve bu bitkinin pişirilerek besin olarak kullanılan taneleri
- pirzolaKasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölge
- piskendinde pislik olan veya pislenmiş olan
- pisiçocuk dilinde kedi
- piskoposHristiyanlık'ta ruhban sınıfının üst düzey üyelerinden bir din adamı.
- pislenmekpis olmak, pisliğe bulaşmak, kirlenmek
- pisletmePisletmek işi
- pisletmekpis duruma getirmek, kirletmek
- pislikdışkı, necaset
- pistoyunluk (dans için)
- pisuvarSu dökme yeri
- pitonAfrika ve Asya'da yaşayan zehirsiz çok kuvvetli büyük bir yılan
- piyadeyaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf.
- piyaleŞarap bardağı, içki kadehi.
- piyangoDüzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu
- piyanoklavyeli, telli, değişik tuşlara basılarak çalınan ağır ve büyük çalgı
- piyasasatıcıların mal satmak için bir araya geldıklerı yer, pazar
- piyataDüz ve büyük yemek tabağı
- piyazHaşlanmış kuru fasulyenın üzerine ince doğranmış ve tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı ve sirke dökülerek yapılan fasulye salatası
- piyonsantrançta oyunun başında ön sıraya dızılen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taştan her biri, piyade
- pizzaüzerine konulmak üzere, genellikle domates, zeytin, peynir, mantar, ançuez, çeşitli et ve sebze türleri karışımıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide
- piçEbeveyni arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk
- pişikapış arası, koltuk altı gibi tenin birbirine sürtünen yerlerinde terin yakmasıyla meydana gelen kızartı
- pişimpismek isi veya tarzı
- pişirmekbir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek
- pişkinGereğince pişmiş
- pişmanyaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen, nadim, yeringen, ildim.
- pişmaniyeTelleri ince ince ayrılabilen bir cins helva.
- pişmekateşte, fırında, kaynar suda veya yağda ısı etkisiyle yenilebilir duruma gelmek
- piştiBir deste kâğıtla oynanan, elinde yere atılan kâğıtların aynısından bulunan oyuncunun onu atarak yerdeki bütün kâğıtları almasına dayalı bir tür iskambil oyunu; pişpirik, pastra.
- plajdenize ya da göle girmek için düzenlenmiş genellikle kumluk olan alan, kumsal
- plakmetal nesne, plaka
- plakaTrafiğe çıkarılması gereken kanun görülen kamyon otomobil gibi taşıtların kayıtlı oldukları illeri ve sıra numaralarını gösteren levha
- planBir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi, bir konunun yolunda yürümesi için uyulması tasarlanan düzen
- planemoHidrostatik dengeye ulaşacak kadar büyük (kendi kütle çekimi altında yuvarlaklaşmış), ancak bir yıldız gibi çekirdek füzyonunu sürdürecek kadar büyük olmayan herhangi bir gök cismi.
- planetolojiyıldızsal olmayan gök cisimleriyle gezegen sistemlerini genel olarak araştıran bilim dalı
- planlamakyapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek
- plançeteHarita çıkarmaya yarayan alet
- plasentaanne ve fetüse ait iki dolaşım sistemini birbirinden ayıran organ
- plasmanParanın gelir getirici bir alacağı, menkul veya gayri menkul değere tahsisi (Döviz, altın, menkul kıymet, emlak alımları gibi.)
- plastikısı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılan madde
- platformyüksekçe yer
- platformlararasıDeğişik bilgisayar platformlarında kullanılabilen
- platinAtom numarası 78, atom ağırlığı 195,23 olan, kolay işlenebilen, hiçbir sıcaklıkta oksitlenmeyen gri-beyaz kıymetli maden
- platoAkarsular tarafından derin biçimde yarılmış yüksek düzlükler
- plütonyumAtom numarası 94 olan, neptünyumdan elde edilen radyoaktif bir element
- pnömolojiAk ciğeri, ak ciğer hastalıklarını ve tedavisini konu olarak ele alan tıp dalı
- podösüetBu deriden yapılmış olan
- pokerbir çeşit iskambil oyunu
- polatçelik, pulat
- polinomözel tipte bazı fonksiyon.
- polisgenellikle kasaba şehir gibi büyük yerleşim birimlerinde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan teşkilt; kolluk, zabıta, zapta
- polisajDokunan kumaşları bir bıçaktan geçirerek tarak izlerini yok etme işi
- poliseksüellikCinsel yönelimleri veya cinsiyetleri bakımından çok sayıda insana cinsel, duygusal ve romantik ilgi duyma durumu.
- polisiyeKonusu polisin ilgilendiği alanlarda olan
- politeizmçok tanrıcılık
- politikSiyasal, yönetkisel
- politikadevlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış, siyasa, siyaset
- politikacıpolitika ile ilgilenen kişi
- poliçesigorta sözleşmesinin koşullarını içeren belge, belirli sürenin sonunda belirli parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklı ve borçlu arasında hazırlanan senet
- polkaPolonya dolaylarında oynanan bir tür halk dansı
- polonezBir çeşit dans.
- polonyumAtom numarası 84 olan, atom ağırlığı 210 olan radyoaktif madde
- pomatGenellikle saça sürülen yağlı ve kokulu bir tür krem
- pompahava veya herhangi bir akışkanı bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan makine
- pompalamakpomapa ile hava basmak veya tulumba ile suyu çekmek veya vermek.
- popOrtodoks (Rus) papaz
- popokaba et, kıç
- popülerHalkın sevgisine uygun, halk tarafından tutulan
- pornoAmacı cinsel dürtülere yönelik olan, ahlaki değerlere aykırı düşen yayın, resim vb.; pornografi.
- pornografikPorno ile ilgili olan.
- porselenkaolinden yapılma beyaz sert yarı saydam çömlek hamuru
- porsukTaxaceae ailesindenTaxus cinsinden iğne yapraklı ağaç türlerine verilen ad
- portakalTurunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert ağaç ve bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi.
- portföyYatırımcıların sahip olduğu hisse senedi, tahvil, repo, döviz gibi menkul kıymetlerin tümü
- portmantoPalto, şapka vb. şeyleri asmak için yapılmış, raflı, bazıları aynalı askılık.
- portrebir kişinin yağlı boya, sulu boya, kara kalem vb. bir yolla yapılmış resmi, fotoğraf
- posasuyu alınmış her türlü yiyecek maddesinin artığı.
- postbazı deyimlerde "can" anlamında kullanılan söz
- postaBir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü:
- postacımektup, gazeteci, havale, paket vb.ni gönderilen yere gönderen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi
- postaneposta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina
- posterDuvara asılmak için hazırlanmış büyük boy resim, afiş
- postişKadınların süs için başlarının arka kısmına taktıkları ilave saç
- potansiyelgizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, gizil
- potasyumatom numarası 19 olan bir kimyasal element
- potinKoncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı
- potpuriSevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin sıralanmasıyla meydana getirilen karma müzik parçası.
- potukKırmalı ve geniş
- poundyüz peni degerinde ingiliz para birimi
- poyraTekerleğin ortasında, parmakların ve dingilin geçirildiği yuvarlak kısım, göbek.
- poyrazKuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı.
- pozresim ve fotoğrafta duruş
- pozitifolumlu, negatif karşıtı
- pozitiflikPozitif olma durumu
- pozitronbütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık, elektron karşıtı
- poğaçaİçine peynir, kıyma vb. şeyler konularak hazırlanan bir çeşit tuzlu çörek
- poşetZorunlu askerliğin 12 ay ve üstü olduğu zamanlarda eğitim vb. sebeplerle askerliğini daha kısa süreli yapan erler.
- praseodimatom numarası 59 ,simgesi Pr olan kimyasal element
- pratikkişide işi kolaylıkla yapabilme, bir şeyi uygulayabilme deneyimi, becerisi veya eğilimi bulunma
- pratikteGünlük yaşayışta, uygulamada
- prehistorikTarih öncesine ilişkin veya bu dönemden kalma; tarih öncesi
- prematüreVaktinden önce doğmuş;erken, henüz gelişimini tamamlamadan doğmuş
- prensHükümdar ailesinden olan erkeklere verilen ünvan.
- prensesHükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen ünvan.
- prenslikprens olma hâli
- prestijitibar, saygınlık
- prezantasyonTanıtma, takdim etme
- prezante"Tanıtmak" anlamındaki prezante etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- prezervatifCinsel ilişkiyle geçebilecek hastalıklardan korunmak veya kadının hamile kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince, saydam bir tür kılıf, kondom, kaput
- primİşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para
- primadonnaOperada baş kadın rölünün oynayan oyuncu
- primitifilkel, gelişmemiş olan, iptidai
- prizElektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva
- problemteoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, meseleme, çözgü
- profesyonelbir meslek mensubu olup bu alandan yaşamını kazanan kişi
- profesyonellikprofesyonel olma durumu
- profesörYükseköğretim kurumlarında en üst akademik derecede bulunan öğretim üyesi
- profilinsanın yüzünün yandan görünüşü
- profiterolArasında krema bulunan özel yuvarlak toplar üzerine sıcak çikolata dökülerek yapılan bir tür tatlı
- progesteronSarı cisim, plasenta ve az miktarda böbrek üstü bezi kabuğundan salınan, gebeliğin devamından ve meme bezi gelişiminden sorumlu steroit yapılı hormon.
- programbelirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü, izlence.
- programcıbilgisayar programcısı
- programlamaprogramlamak veya programlaştırmak işi, bilgisayar programlarının yazılması
- programlamakPrograma bağlamak, bir şeyin programını yapzmak
- programlanmakProgramlı duruma gelmek, programa bağlanmak
- projedeğişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı
- projektörprojeksiyon makinesi
- prokaryotKüçük ve basit yapılı hücreler olup DNA veya RNA materyali bir zarla çevrili çekirdek içerisinde olmayan canlıları içine alan bir alem.
- promosyonfirma, kurum, dernek, parti vb. kuruluşların kendi hedef kitlelerinin ilgisini çekmek için üzerine adlarını, logolarını vb. yazdırarak armağan ettiği ürün
- propagandaHerhangi bir fikri yaymak, bir harekete taraftar kazandırmak için düzenlenen programların bütünü
- prostatidrar torbasının altında bulunan, siyeğin başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, iç salgı da salgılayan bez, kestanecik
- protaktinyumAtom numarası 91 olan bir kimyasal element
- proteinamino asitlerin zincir halinde birbirlerine bağlanmasından oluşan büyük organik bileşikler, önbesi
- protestoBir şeyi haksız,yarsiz,gereksiz veya usulsüz bularak reddetme,kabul etmeme, karşı çıkma
- protestocuprotestoya katılan kimse.
- provaElbisenin henüz tamamlanmadan dikilen, kişinin vücuduna uygun olup olmadığını öğrenmek için yapılan deneme, kontrol
- provokasyonBirini, bir topluluğu suç sayılacak bir eyleme, harekete itmek için tahrik etme; kışkırtı, tahrik
- provokatörBir örgüte girerek veya bir mitinge, bir gösteriye sızarak örgüt üyelerini veya gösteriye katılanları suç sayılan bir eyleme, davranışa iten kişi
- provokeKışkırtılmış, tahrik edilmiş olan
- pruvageminin veya sandalın ön tarafı, baş bölümü, çarık, çene
- psikiyatrpsikiyatri ile uğraşan, ruh sağlığı ve bozukluklarını inceleyip tedavi eden uzman hekim, akıl doktoru
- psikiyatriruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı
- psikiyatristpsikiyatri ile uğraşan, ruh sağlığı ve bozukluklarını inceleyip tedavi eden uzman hekim, akıl doktoru
- psikologruh bilimci, tinbilimci.
- psikolojibir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü
- psikolojikruh bilimsel
- psikolojizmruh bilimcilik
- psikometridavranışların ölçülmesi ve değerlendirilmesi, istatistik yöntemlerinin psikolojiye uygulanması, davranışın açıklanması ve yorumlanmasında yararlanılabilecek matematiksel modellerin geliştirilmesi ile ilgili bilim dalı, ruh ölçümü
- psikopatTopluma karşıt davranışlar sergileyen kişi
- psikopatiakıl hastalığı
- psikopatolojiakıl ve ruh sağlığını inceleyen bilim, duygu, düşünce ve davranış bozukluğu, ruhsal bunalım, anormal, uyumsuz davranış üzerine araştırma dalı
- psikopatolojikPsikopatoloji ile ilgili
- psikosomatikRuh ve beden arasındaki ilişkiyle ilgili olan.
- psikoterapiRûhî sorunların ve davranış bozukluklarının kaldırılması ya da azaltılması amacıyla uygulanan her türlü yöntem
- psikozdüşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel psikiyatri terimi, türlü sebeplerle kişiliğin bütünlük ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluk
- psikozsuzPsikozu olmayan
- psişik"Ciddileşir, olanca psişik ve bedenî güçlerini, rollerine seferber ederlerdi."- H. Taner.
- puançeşitli sporlarda kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim
- pudingMeyve, bisküvi vb ile yapılan bir İngiliz tatlısı
- pudraBazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz.
- pudralamakpudra sürmek
- pudralıPudra sürülmüş olan (yüz, cilt)
- pudralıkPudra kutusu
- puflaPerdeayaklılardan, Kuzey Kutbu'na yakın yerlerde, İskandinavya kıyılarında yaşayan, ince ve yumuşak tüyleri için avlanan bir kuş
- puflamakPuf diye ses çıkararak sıkıntı veya üzüntüsünü belli etmek
- puhuBaykuşgillerden, orman, dağ ve kayalıklarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık 65 santimetre, sırtı koyu kahverengi bir tür kuş (Bubo bubo).
- pulposta parası karşılığı mektuplara, damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası
- pumaKedigillerden, parstan biraz büyük, sırtı kahverengi, karnı beyaz, Amerika’da yaşayan bir tür yırtıcı memeli; Yeni Dünya aslanı, dağ aslanı
- puntoBasımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad
- punçÇay, şeker, tarçın, limon karışımına rom veya kanyak gibi damıtılmış bir alkollü içkiyle yapılan ve bu içkinin buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen içki
- purosıkıca sarılmış fermente edilmiş ve kurutulmuş tütüne verilen isim, yaprak sigarası
- pusbazı meyvelerin üzerinde oluşan, sakız ya da zamka benzeyen madde
- pusatelbise veya elbiselik kumaş
- pusmakgizlenmek, saklanmak
- pusubirine saldırmak için saklanarak beklenilen yer
- pusulaÜzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç; yön belirteci
- putBazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne; tapıncak, sanem, fetiş.
- putperestputa tapan (kişi)
- puştEş cinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden erkek.
- pâyeRütbe, basamak
- pöfiğrenme,tiksinme anlatılır.
- pötibörBir tür bisküvi
- pöçkuyruk sokumu kemiği
- pöçükKuyruk sokumu, kuyruk
- pürİğne yapraklı ağaçların yaprağına denir.
- püreSebzeyi, eti ezerek veya süzgeçten geçirerek elde edilen ezme
- pürtükHerhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık, çıkıntı
- pürçekşakaklardan sarkan saç, zülüf
- pürüzBir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik ya da kusur.
- pürüzlüpürüzü olan.
- pürüzsüzhatasız, takılmadan
- püskülbir ucundan kimi şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
- püsküllüPüskülü olan, püskül takılmış olan.
- püskürmekAğzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak
- püskürtmekpüskürme işini yaptırmak
- pıhtıkoyulaşarak yarı katı hale gelmiş sıvı; koyulaşmış veya katılasmış kan kalıntısı.
- pınaryerden kaynayarak çıkan su, ve bu suyun çıktığı yer
- pırasasapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış bitkisi
- pırlantabirçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas
- pısırıktutuk, sünepe, aşırı çekingen, yüreksiz ve beceriksiz, ezik, girgin karşıtı
- pıtrakPapatyagiller familyasından, çiçekli, dikenli bir yıllık otsu bitki (Xanthium spinosum)
- pıttıkdişilik organı