R ile kelimeler
Bu harfte toplam 223 kelime var. Sozlukteki toplam madde sayisi: 11461.
- rabıtbağ, bağlama
- rabıtaBirbirini tutma, tutarlık.
- rabıtalıdüzgün, düzenli
- raconYol, yöntem, usul
- radarradyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz
- raddeDerece, kerte
- radonAtom numarası 86 olan bir soygaz
- radyanBir çemberde, uzunluğu yarıçapına eşit olan bir yayın belirlediği merkez açının ölçüsü
- radyatörhava, su veya buharı ısıtmak veya soğutmak suretiyle meydana gelen sıcaklığı veya soğukluğu yayan, böylece ısıtma ve soğutmada kullanılan cihaz
- radyoradyo istasyonunun yayınlarını alan araç
- radyoaktifalfa, beta veya gama ışınlarını yayma özelliği olan
- radyologışın bilimi uzmanı, ışın bilimci
- radyolojikRadyoloji ile ilgili
- radyumAtom numarası 88 olan bir kimyasal element
- rafüstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha, sergen
- rafadanKaynar suda kabuğu ile az pişirilmiş yumurta
- ragbiOn beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun
- rahatinsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur
- rahatlamaküzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak
- rahatlatmaRahatlatmak işi
- rahatlatmakRahatlamasını sağlamak, ferahlatmak
- rahatlıküzüntüsü, sıkıntısı, tedirginliği olmama durumu, rahat
- rahatsızrahatı olmayan, tedirgin, huzursuz
- rahatsızlanmaRahatsızlanmak işi
- rahatsızlanmaksağlığı bozulmak, hastalanmak, rahatsız olmak
- rahatsızlıkrahatsız olma durumu, tedirginlik
- rahimdöl yatağı
- rahipHristiyanlarda genellikle manastırda yaşayan evlenmemiş papaz.
- rahmetbirinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
- rahnaRize ve çevresinde örümcek anlamına gelmektedir.
- rahvanAtın iki ayakla koşar gibi aynı yanda bulunan ayaklarını aynı anda atarak yaptığı, biniciyi sarsmayan bir yürüyüş şekli
- rakamsayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri
- raketMasa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç, vuraç
- rakibeKadın rakip
- rakipHerhangi bir şey için size karşı mücadele eden.
- rakiplikBirbirine rakip olma durumu, rekabet
- rakipsizDaha üstünü, daha iyisi bulunamayan (kimse veya şey)
- rakkaseoynayıp dans eden kadın
- rakunRakungiller (procyonidae) ailesinden Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, memeli bir kürklü hayvan türü
- rakıÜzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki; aslansütü, imamsuyu
- rakımyükselti, irtifa
- ramak“Bir şeyin olmasına çok az kalmak” anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer.
- ramazanhicrî takvimin dokuzuncu ayı
- randevubelli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma
- randevulaşmakIki veya daha çok kişi belli bir yerde veya zamanda buluşmak için sözleşmek
- rantablgelir getiren, kâr sağlayan, verimli, getirimli
- rantçıRant işiyle uğraşan kimse
- ranzaGemi, tren, kışla, yatılı okul vb. yerlerde üst üste yapılan yatak yeri
- raporHerhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı; yazanak
- raporlamaRaporlamak durumu
- raporlamakRapora bağlamak, rapor hâline getirmek
- raptetmekBir şeyi bir yere iliştirmek, tutturmak.
- raptiyeDüz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt veya karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç.
- rasathanegök cisimlerini ve olaylarını rasat ederek inceleyen yer, gözlemevi, observatuvar
- rastatılan şey hedefi vurma
- rastgeleseçmeden, iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişigüzel, lalettayin
- rastlamaRastlamak işi
- rastlamakbir kişi ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek
- rastlantıbilgiye, isteğe, kurala ya da akılla kavranabilecek belirli bir nedene dayanmaksızın oluveren olay, tesadüf
- rastlaşmaRastlaşmak işi
- rastlaşmakbirbiriyle karşılaşmak, birbirine rastlamak, tesadüf etmek
- rastıkKaşlara ve saçlara sürülen siyah boya
- rasyonalizasyonussallaştırma, akla dayattırma
- rasyonelakla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü, ussal, hesaplı
- rauntBoks vb. spor karşılaşmalarında devrelerden her biri
- raventKarabuğdaygillerden, büyük yapraklı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki .
- raytren, tramvay vb taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettiği demirden yol
- rayihagüzel koku
- rayihalıGüzel kokulu
- razıuygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden
- rağbetistek ve ilgi gösterme
- raşeTitreyiş, ürkme
- raşitizmÖzellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı.
- reaktöryakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan, iki ucu açık boru biçiminde itici
- realitegerçeklik, hakikat, hakikilik, reellik, şeniyet
- rebiyülahirHicrî takvimin rebiyülevvelden sonra, cemaziyelevvelden önce gelen 4. ayı
- rebiyülevvelHicrî takvimin saferden sonra, rebiyülahirden önce gelen 3. ayı
- recepHicrî takvimde cemaziyelahirden sonra, şabandan önce gelen üç ayların ilk ayı olan 7. ay
- recimTaşa tutma, taşa tutarak öldürme.
- redaksiyonYazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getirme
- redaktörYazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse, .
- reddedilmekReddetmek eylemine konu olmak.
- reddetmekaileden olan birini aileden bir kişi olarak saymamak, tanımamak
- reenkarnasyonruh göçü, tenasüh
- refahgeçim genişliği
- refakatarkadaşlık
- referandumhalk oylaması
- referanstavsiye mektubu
- refikBir kadının evlenmiş olduğu erkek.
- refikaeş olan veya arkadaşlık eden kadın
- refüjTaşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda geliş ve gidiş şeridini ayıran kısım; ortakaldırım, ada
- reglmenstrüasyon
- rehabilitasyonesenleştirme
- rehberturist rehberi
- rehberlikEğitim hayatında bireyin kendini tanımasında yardımcı olunan faaliyetlerin bütünü
- rehinRehin, teminat
- rehine(insan için) Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse.
- reisküçük tekne kaptanı
- reisicumhurCumhurbaşkanı
- rejiTekel idaresine verilen ad.
- rejimbir devletin yönetim biçimi
- rekabetaynı amacı güden kişiler arasındaki çekişme, yarış
- reklamBir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol
- rekolteTarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü
- rekorBir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü
- rekortmenRekor kıran kimse
- rekreasyonyeniden yapma
- rektörÜniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden, yönetimden, eğitim ve öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu profesör
- rekzetmekDikmek, saplamak, kurmak
- rekâtnamazda bir kıyam, bir rükû ve iki secdeden oluşan bölüm
- rendeGenellikle pürüzlü bir metalik yüzeyi olan ve bu alana sürüldüğü cisimleri küçük boyutlarda nizami parçalayan eşya
- rendelemekBir malzemeyi rende kullanarak daha küçük duruma getirmek
- rengârenkçeşitli renkleri olan, renk renk
- renkcisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum
- renklendiriciRenk veren madde
- renksizrengi olmayan
- renyumAtom numarası 75 olan bir kimyasal element
- repertuvarBir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi
- replikOyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz
- replikaherhangi bir eserin, birebir ölçüleriyle veya daha küçük ölçülerle kopyalanmış olan sürümü, kopya
- resenKendi başına, kendiliğinden
- resimvarlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimler
- resimlemekBir yazının konusu ile ilgili resimleri o yazının uygun yerine koymak
- resimliiçinde resimler bulunan, musavver
- resitalTek bir sanatçının tek bir çalgı ile verdiği konser
- resmenDevlet adına, devletçe, resmî olarak
- resmetmekbir şeyin resmini çizmek
- resmîdevletin olan, devlete ait, devletle ilgili
- ressamResim yapan sanatçı.
- restitüsyonyeniden tasarımlama
- resulkendisine kitap indirilmiş peygamber
- retuygun bulmama, geri çevirme, kabul etmeme
- retinitRetinanın iltihabı
- retorikgüzel söz söyleme, hitabet sanatı
- revaYakışır, yerinde, uygun.
- revanGiden, yürüyen
- revaniyumurta ve irmikle yapılan, fırında kabarıp piştikten sonra üzerine şerbet dökülen bir tatlı türü, revani tatlısı
- revirOkul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm, bakım odası
- revizyongözden geçirme
- revizyonizmBir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın ana temellerini tartışma konusu yapanların tutumu. İnsanlarla ve olaylarla ilgili tüm eski görüşlerin yanlış olduğu, önyargıdan etkilendiği, çağdaş yöntemler kullanılmadığı için de saptırıldığı inancı
- revâkSütunlu revak
- reydüşünce, görüş, fikir
- reyonBir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü
- rezaletalçaklık,utanacak ve gülünecek iş,ayıp
- rezekapıyı içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen
- rezeneMaydanozgillerden, 1-1,5 m yüksekliğinde, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı hoş kokulu, baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, hekimlikte gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bi
- rezervasyonyer ayırtımı
- rezervuarTuvaletlerin her kullanıştan sonra temizlenmesi amacıyla gerekli olan suyun elle çekilerek veya otomatik olarak boşaldığı küçük su deposu.
- rezilalçak, aşağılık
- rezillikRezil olma durumu, rezalet
- rezistansBir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, direnç
- reâyâTebaa, halk
- reçelMeyvelerin şekerli suyla kaynatılması ile yapılan bir tür tatlı.
- reçeteÜzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt
- reçinekimi bitkilerde özellikle çamlarda oluşan, katı ya da yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı, acı sakız, bedük, çam balı, çam sakızı, akındırık, akma
- riayetSayma, saygı, ağırlama, itibar etme
- ribozRibonükleik asitlerin ve ribonükleotitlerin yapısında bulunan beş karbonlu şeker.
- ricaleyiş, dileme, dilek
- ricâlErkekler; ileri gelenler
- rimelKadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara
- rimelliRimel sürülmüş (kirpik)
- ringaKemikli balıklardan, ılık denizlerde büyük sürüler hâlinde dolaşan ve tütsü ile kurutulmuşu sıkça tüketilen, uskumru iriliğinde bir balık,
- risaleküçük kitapçık, kısa eser
- riskzarara uğrama tehlikesi, riziko
- ritimBir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu; dizem, tartım
- ritüelDinî tören, ayin
- rivayetbir olay, bir haber veya sözü nakletme
- riyaikiyüzlülük
- robotbelirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç
- rodyumAtom numarası 45, atom ağırlığı 102, 91 olan, 1970° C de eriyen, 12,33 yoğunluğunda, gümüş renginde, sert, kırılgan bir element
- rokaTurpgillerden, yaprakları salata gibi yenen, 20-40 santimetre yüksekliğinde, sebze olarak bahçelerde yetiştirilen, kokulu, bir iki yıllık bir bitki (Eruca sativa).
- roketAtış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi
- rolbir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
- romŞeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun, melâs ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki
- romanİnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür.
- ropÇoğu tek parça kadın giysisi.
- ropdöşambrEv içinde giyilen üstlük
- ropdöşambırEvin içinde erkeklerin kıyafetleri üstüne giydikleri elbise
- rostoHaşlandıktan sonra veya doğrudan doğruya kızartılarak pişirilen, dilim dilim kesilen et.
- rotagemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
- rotasyonyer değiştirme
- rozetYakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne
- ruaiskambilde bir tür kağıt, papaz
- rubaidivan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül
- rubidyumAtom numarası 37 olan bir kimyasal element
- ruhİslam inancına göre Allah'ın insan bedenine üflediği, ölümden sonra da varlığını devam ettiren ve mahiyeti tam olarak bilinemeyen ilahi ve manevi cevher; tin.
- ruhaniruhla ilgili
- ruhenruh bakımından, ruhça
- ruhsalmaddeyle ilgisi olmayan, ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, spiritüel
- ruhsatizin, müsaade
- rujdudak boyası
- ruloDürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kağıt tomar
- rusalkaSlav mitolojisinde yakışıklı erkekleri baştan çıkarıp su altına çekerek ölmelerine sebep olan, Batı mitolojisindeki deniz kızlarına benzer dişi su perisi
- rutenyumAtom numarası 44, atom ağırlığı 101,07, yoğunluğu 12,3 olan, 2400° C de eriyen, sert ve kırılgan, havada kolayca oksitlenen bir element
- rutinAlışılagelen, her zamanki
- rutubetlendirmekRutubetlenmesine yol açmak
- rutubetlenmekNemlenmek, ıslanmak.
- rutubetlirutubeti olan, nemli
- rîyetGözetleme, riya
- rögarKanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca, kanalizasyon bacası
- rölantiMotorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı
- römorkBaşka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt
- röntgenX veya gama ışınlarının miktar ölçümü birimi
- röntgenciRöntgen ışınları uzmanı
- röntgenyumAtom numarası 111 olan kimyasal element.
- röportajBir haberin şahidi tarafından anlatılması.
- rötargecikme, tehir
- rövanşSporda ya da oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun
- rûznâmeGünlük defter
- rücuGeri dönme, sözünü geri alma, cayma, tersinme
- rükûÖne doğru eğilme
- rükünBir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.
- rüsumResim, vergi
- rüsvaRezil, maskara, ayıpları ortaya çıkarılmış.
- rütbeSubay, astsubay ve polislerin sahip olduğu, astlık üstlük ilişkilerini düzenleyen basamak; paye
- rüyagerçekleşmesi imkânsız durum, hayal
- rüzgârhavanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, bad, yel
- rüzgârlıyel esen, yelin estiği
- rüşvetyedirmelik, irtişa
- rüşvetçiRüşvet alarak iş gören kimse
- rıhYazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir tür kum
- rıhtımbir akarsu veya deniz kıyısında doldurulacak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer, iskele
- rızarazı olma, onay