L ile kelimeler
Bu harfte toplam 170 kelime var. Sozlukteki toplam madde sayisi: 11461.
- lagamda "sol" ile "si" arasındaki ses, altıncı nota.
- laakalen azından, hiç olmazsa
- labadakarabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, efelek
- labirentçıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı
- laboratuvarAyrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer, deneylik
- lacivertKoyu mavi renk; karagök
- ladesTopluma mal olmuş, daha çok çocuklar arasında oynanan bir aldatmaca oyunu.
- ladinçamgillerden, 50 - 60 metre kadar yükseklikte olan, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın orman ağacı
- laedriBilinemezci, agnostik.
- lafsöz, lakırtı
- lafügüzafboş söz, zırva, yararsız söz.
- lafızsöz, kelime
- lagünAçık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- lahanaturpgillerden geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki, kelem
- lahitDuvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar
- lahmacunÜstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek.
- lahzazamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası, an
- laikDin işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan:
- laiklikDin ve devlet işlerinin ayrılığını, devletin dinler karşısında yansız olmasını öngören prensip.
- lakapbir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad
- lakayıtAldırış etmeyen, kayıtsız
- lakeLak ile cilalanmış:
- lakrosHer oyuncunun ufak ve sert plastikten yapılmış topu taşıyabilecekleri ve ucunda bir ağ olan sopalarla (crosse) oynadığı, amacı topu karşı takımın kalesine sokmak olan bir takım sporu.
- laktasyonmemeli hayvanlarda doğumla birlikte meme bezlerinden süt salgılanmaya başlanması ve bu süt salgılamasının belirli bir süre devam etmesi
- laktozSütte bulunan ve sütün buharlaşması ile kristal hâlde toplanan bir disakkarit, süt şekeri (C12H22O11)
- lakırtıboş söz, dedikodu, laf
- lalayetiştirici bakıcı veya eğitici anlamdadır.
- lalezambakgillerden, yaprakları uzun ve mızraksı, çiçekleri kadeh biçiminde, soğanlı, çok yıllık, otsu, kırmızı, sarı ve ara tonlarda renklere sahip bir süs bitkisi
- lalezarLale yetiştirilen yer, lale bahçesi.
- lamArap alfabesindeki 27. harf
- lamadilmek, kazımak, kesmek, tıraş etmek için kullanılan bir aletin madenî kısmı
- lambaPetrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet.
- lamelifDolambaçlı
- lanulan sözünün kısa söylenişi, kaba hitap, ey
- lanetTanrı'nın sevgi ve ilgisinden mahrum olma, beddua
- lanetlemekKargımak, beddua etmek, lanet etmek.
- lanetlenmekLanetleme işine konu olmak.
- lanetliLanetlenmiş, kargınmış, kargışlı, mel'un.
- lanseİleri atılmış, ortaya çıkarılmış, önceleme
- lansmanbilgilendirme
- lantanAtom numarası 57 olan bir kimyasal element
- lastikayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
- lataOsmanlılarda ilmiye sınıfının giydiği üstlük türü
- laternakolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür org
- latifhoş, yumuşak, ince
- latifeşaka, mizah.
- laubaliSaygısız, çekinmesi olmayan
- lavYanardağların püskürmesi ile yeryüzüne çıkan, planemonun derinliklerinden gelen, soğuyunca katılaşan erimiş, kızgın maddeler
- lavaboÜzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya; musluk.
- lavantamavi, kırmızı veya morumsu güzel kokulu çiçekleri olan bir bitki
- lavantacıLavanta yapan kimse
- lavantalıkcepte taşınan veya tuvalet masalarında kullanılan esans şişesi
- lavaşMayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü.
- lavmanKalınbağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama
- lavtabatı müziği ve Türk müziği çalgısı
- lavukGereksiz konuşan
- layemutÖlümsüz, ölmez
- layihaherhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı
- layıknitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan
- lazerÇok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı
- lazutMısır bitkisi
- lazımgeçişsiz, müteaddi karşıtı
- laçomaskulen tavırlı erkek
- lağımbir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz
- lağıv(Bir kuruluşu) Kaldırma.
- leTürk alfabesinin on beşinci harfinin adı
- leblebiDış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup eğlencelik olarak yenen nohut.
- lehbir şeyden veya bir kimseden yana olma, aleyh karşıtı
- lehimErime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay [Sn] ve kurşun [Pb] elementlerindan oluşan alaşımların genel adı
- lehimlemekMetalleri lehim ile yapıştırmak
- lehçekonuşma tarzı
- lejantBir fotoğrafın, desenin veya karikatürün özünü anlatan yazı
- lejyonBirkaç takımdan oluşan askeri birlik
- lekekirliliği gösteren iz
- lekelenmekLeke oluşmak
- lektörYayınevlerinde yayımlanması düşünülen eserleri inceleyerek değerlendiren kimse
- lengerkebap ve pilav çeşitlerinin konulmasına yarayan, fazla yüksek olmayan, tabandan yanlara doğru genişleyen kap
- lensgözün bir dokusu
- lepSac üstünde pişirilen ekmek.
- letafetgüzellik, hoşluk
- levazımSilâhlı kuvvetlerin yiyecek ile giyecek maddelerini, silâh ve cephane dışında kalan türlü araç ve gereksinimlerini belirtmek üzere kullanılan genel tabirdir.
- leventOsmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı
- levhaBir yere asılmak için yazılmış yazı.
- levitasyoninsan ya da hayvan vücudunun veya özgül ağırlık olarak havadan daha ağır nesnelerin görünür herhangi bir fiziksel etkinin yardımı olmadan havaya kaldırılması, havada asılı kalması veya havada gezinmesi görüngülerine verilen ad.
- levrekLevrekgillerden, eti beyaz, üzeri pullu iri bir balık.
- levyeHerhangi bir taşıtın ya da mekanizmanın kumanda kolu
- leylakZeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık (Syringa vulgaris)
- leylekLeyleksilerden, kışın tropikal Afrika'da yaşayan, siyah telekli, uzun gagalı, uzun bacaklı, büyük, beyaz, göçmen kuş .
- lezarkertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri
- lezbiyenbir kadının diğer bir kadına ruhî, fizikî ve hissî ilgi duyması
- lezbiyenizmKadınlar arası eşcinsellik, sevicilik
- lezbiyenlikLezbiyen olma durumu.
- leziztadı güzel, lezzetli
- lezyondoku ya da organ bozukluğu ya da hasarı
- lezzetağız yoluyla alınan tat
- lezzetliliklezzetlilik: lezzetli olma hali.
- lezzetsizlezzeti olmayan, tatsız, hoşa gitmeyecek halde olan
- leğenGenellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap; teşt.
- leşkokmuş hayvan ölüsü
- liberalserbest ekonomiden yana olan kimse, liberalist
- liberasyonserbestleştirme, serbestlik
- likörmeyve, alkol, esans karışımıyla yapılan şekerli içki
- limanGemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak.
- limanlıkLiman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli yer.
- limonTurunçgillerden, 3-5 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç (Citrus limonum).
- limonataSu, şeker ve limon suyundan yapılan, soğuk tüketilen, gazsız içecek
- limonlukLimon ağaçlarının bulunduğu yer; limon bahçesi.
- limuzinİçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü
- lineerçizgilerle ilgili olan, doğrusal
- lininhücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı
- linçBirden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak, taş, sopa gibi araçlarla döverek öldürmesi
- lipsosİskorpitgillerden, Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nda yaşayan, yüzgeçlerindeki dikenlerde yaralara sebep olan bir zehir bulunan, 40 cm uzunluğunda, eti çok beğenilen bir balık
- lirKaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı
- lirayüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik, Türk lirası
- liretİtalyan para birimi
- lisanİnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimeler veya işaretlerle yaptıkları anlaşma.
- lisaniDille ilgili
- lisaniyatdil bilimi
- lisansGenellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi
- liseÖğrencileri ortaokuldan sonra hayata ve yükseköğretime hazırlayan eğitim öğretim kurumu, idadi, sultani
- liseliLisede okuyan öğrenci
- listealt alta yazılmış şeylerin bütünü, dizelge
- literatürBelirli bir alanda basılmış kitap ve akademik yayınların tümü, edebiyat
- litografyataş basması, litografi
- lityumAtom numarası 3, atom ağırlığı 6,94, yoğunluğu 0,55 olan, 180°C de eriyen, gümüş parlaklığında, bilinen en hafif element Kısaltması Li
- lityumluLityum içeren bir madde
- livataoğlancılık
- livermoryumatom numarası 116 olan bir kimyasal element
- liyakatBir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim, yararlık, yaraşık.
- lizozomTaşıdıkları hidrolitik enzimler sayesinde hücre içerisinde bir sindirim sistemi oluşturan organel
- lobelyaSalkım durumunda mavi çiçekleri bulunan bir ya da çok yıllık Kuzey Amerika bitkisi
- lobiBir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, dalan
- lobiciKimi çıkar gruplarını yönlendiren kimse.
- locaTiyatro, sinema gibi eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme
- lodosGüneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr; kaba yel, boz yel, ak yel.
- logaritmaBir üssel eşitlikte taban ve sonuç belirliyken üssün bulunması yolu.
- logobir firma ya da kuruluşun kendisini tanıtmak için kullandığı işaret, logo yazı, resim ya da bunların birleşiminden oluşur
- lohusaYeni doğum yapmış kadın; nüfesa
- lokantamüşterilere yemek ve içecek hazırlanıp servis edilen yer
- lokmaAğza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum
- lokomotiftren vagonlarını çeken, tekerlekli, buharlı, elektrikli, termik motoru veya sıkıştırılmış havalı makine, çekit
- lokumŞekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme; kesme, latilokum
- lorBir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir
- lorden düşük ingiliz asalet unvanı.
- lorentiyumAtom numarası 103 olan bir kimyasal element
- lortaAyakkabı kalıbının çapı
- lostraayakkabı boyama
- lostracıayakkabı boyacısı
- losyonCilt ve saç bakımında kullanılan alkollü ya da alkolsüz, kokulu sıvı
- loğYollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş; loğ taşı, yuvgu, yuvak.
- loğusalıkLoğusa olma durumu, doğumdan hemen sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu şekilde kan gelmesinin sebep olduğu hükmi kirlilik hâlinin adı.
- loşYeterince aydınlık olmayan, yarı karanlık, az ışık alan.
- lubunyaEşcinsel, gey
- lunaparkİçinde türlü eğlence ve oyun yerleri bulunan alan.
- lutrSu samurundan elde edilen post
- lökoplastBitkilerin ışık görmeyen kısımlarında (kök, yumru vb.) bulunan renksiz plastitler
- löpİri ve yumuşak
- lösemikan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türü, kan kanseri
- lüferEti ve karnı beyaz, sırtı koyu, hafif pullu, kemikli bir balık (Pomatomus saltatrix).
- lügatkelime, söz, sözcük
- lügatçeküçük sözlük
- lüksGiyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat
- lülebükülmüş, dürülmüş şey
- lüleciÇubuk, nargile, pipo vb'nde kullanılan lüleyi yapan kimse
- lütesyumAtom numarası 71, atom ağırlığı 175 olan, iterbiyumun çözüşmesiyle oluşan, renksiz tuzlar veren, henüz uygulama alanı olmayan çok ender bulunan bir element
- lütfenbirinden bir şey isterken "dilerim, rica ederim" anlamlarında kullanılan bir söz
- lütfetmekalçakgönüllülük göstermek
- lütufönem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım
- lüzumgerek, gereklik, gereklilik, icap
- lüzumlugerek, gerekli, lazım