Z ile kelimeler
Bu harfte toplam 77 kelime var. Sozlukteki toplam madde sayisi: 11461.
- zaafdüşkünlük, dayanamama
- zabitrütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker
- zabıtaBelediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim.
- zadeOğul, evlat
- zaferbir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı
- zahirenGörünüşte, görünüşe göre.
- zahmetgüçlük, emek
- zahterBir çeşit kekik (Thymus Longicaulis)
- zakkumzakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli ağaççık; ağı ağacı, ağı çiçeği, (Nerium oleander)
- zalimacımasız ve haksız davranan, zulmeden kişi
- zamkatma, artırma
- zamkakasya, kitre gibi kimi ağaçların kabuklarından sızıp donan, camsı bir madde olup, kağıt, mukavva gibi şeyleri yapıştırmada kullanılan madde
- zamparasürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün (erkek), kadıncıl, keskin, zendost
- zanzannetme hâli ya da sonucu
- zanaatİnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş; sınaat, sanat.
- zaptzor kullanarak ele geçirme
- zaptiyebu kuruluştan olan er, zaptiye memuru
- zararbir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat
- zarifince, hoş, şık
- zaruretzorunlu ihtiyaç, mecburiyet
- zatkişi, şahıs, nefer, nüfus
- zatülcenpGöğüs sancısı, ateş, titreme, öksürük vb. belirtilerle ortaya çıkan akciğer zarı iltihabı.
- zatürresancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı, batar
- zavallıacınacak kadar kötü durumda bulunan, biçare, fukara
- zaviyeküçük tekke
- zayikaybolma, yitme
- zayiatyitik, yitikler
- zayıfbaşarısızlığı gösteren not
- zebaniCehennem bekçisi
- zecrîZorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
- zehirOrganizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde panzehrin karşıtı; ağı, sem, zıkkım
- zekerErkeklik organı
- zekianlama, kavrama yeteneği, zekâsı olan
- zekâİnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri idrak, yargılama ve sonuç çıkarma kabiliyetlerinin tamamı
- zelbiraz(süre, zaman için).
- zelilhorgörülen, aşağı tutulan, aşağılanan
- zelzeleYer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması
- zembilHasırdan örülmüş kulplu torba
- zeminTaban, döşeme, yer
- zencefilBu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz.
- zerdaliKayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü.
- zerdeçalZencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki.
- zerreÇok küçük parçacık
- zevalyok edilme, yok olma
- zevkhoşa gitmek veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz
- zevküsefaEğlenme, eğlence
- zeytinzeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 m yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü ağaç ve bu ağacın yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi
- zeytuniBiraz kahverengiye çalan yeşil
- zibidiDelice davranış sergileyen kimse
- zibilhayvan atığı(dışkısı)
- zifirTütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir.
- zihincanlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü
- zilhicceHicrî takvimin zilkadeden sonra gelen 12. ve son ayı
- zilkadehicri takvimin şevvalden sonra, zilhicceden önce gelez 11. ayı
- zilletHor görülme, alçalma
- zimmetÜstünde olan şey
- zinaAralarında evlilik akdi olmayan kadın ve erkeğin cinsî ilişkiye girmeleri.
- zirvebir işte ulaşılan en üst aşama
- ziyadeçok, daha çok, daha fazla
- ziyafeteğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kişinin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy
- ziyaretbirini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- ziynetsüs, bezek
- zorakiistemeye istemeye, istemeyerek, zorla
- zorbaGücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan (kimse).
- zorlugüçlü, kuvvetli, şiddetli
- zuhurOrtaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma.
- zulümgüçlü kişinin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa, perseküsyon
- zurnaağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı
- zühreviKısaca zührevi hastalık
- zülalçalma, düşkünlük, horluk
- zümrütYeşil ve saydam bir süs taşı
- zürafaAfrika'da yaşayan çok uzun boylu ve boyunlu, ön ayakları yüksek otçul memeli
- zürriyetevlat, çocuk
- zıkkımzehir, ağı
- zındıkAllah'a ve Âhiret'e inanmayan kimse.
- zırhok ve kılıç gibi silahların etkisinden korunmak için kullanılan çelik giysi
- zıtkarşıt, ters, tezat